ENFLASYONUN DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE TARİHSEL GELİŞİMİ

Tarihçilerimiz, insanlığın ilk kullandığı paranın, ülkemiz Türkiye’nin Mezopotamya adı verilen güneydoğu bölgesinde kurulmuş ve uzun yıllar büyük bir imparatorluk olarak yaşamış Sümerlerde ortaya çıktığını saptamışlar. Bu imparatorlukta MÖ 3000 yılında Arpa-para sistemini kullanarak takaslarla alışveriş yaptılar.

Bu sıralarda dünyanın en gelişmiş uygar ülkesi olan Sümerler İmparatorluğu’nda yaşamın hızla geliştiği, verimli yönetim modellerinin ve politik yöntemlerin uygulandığı devlette paranın icat edilmesi doğaldı.         İnsanlık, her malın öteki mal ve hizmetin satın alınmasında kullanılmasını,  takaslarla işletmenin güçlüklerini yıllar boyu yaşadı.  Bu nedenle insanlar, mal ve hizmet olarak değeri olmayan, insanların güvenini kazanmış bir para birimine gerek duydular.  Sümerler, zaman içinde MÖ 3000’lerin ortasında bunu da bulup adına şekel dediler. Zamanla altın, gümüş ve bakır paralar belirli ölçü birimleri olarak kullanılmaya başlandı.  Bu metal paraların ağırlıkları ve biçimleri herkesçe bilinen ölçülere getirildi. İnsanlık sonunda madeni paraların tümünü içine alacak sikkeleri üretti.

M.Ö. VI. yüzyılda 2 tetradrahmiye bir büyükbaş ya da 6 küçükbaş hayvan alınabiliyordu. M.Ö. IV. ve III. Yüzyılda ise bir büyükbaş almak için gereken ve bir işçinin iki aylık kazandığını ifade eden 13 tetradrahmi sayısı, M.Ö. II. yüzyılda ise 20’ye çıktı.                                                                                                                     M.Ö. VI. yüzyıl ve M.Ö. II. yüzyıl arasında bir büyükbaşa ödenen bedel 10 kat artış göstermiş, yani enflasyon(para değer kaybı) o zamanlardan başlamıştı.

İlk sikkelerin ülkemizin batısındaki Lydia  Krallığında da, MÖ 640 yılında ortaya çıktığı saptandı. Sikkeler, içlerinde standart ölçeklerde altın ve gümüş miktarları ile pazarlara sürülüyor, bu ölçülere toplum güveninin sağlanması için belirli damgalar ile işaretleniyordu.

Günümüzde hem Avrupa’da hem de Orta Doğuda kullanılmakta olan pound, libre, lira ve dinar gibi  pek çok parasal terimin kökenleri tarihteki çeşitli dönemlere dayanmaktadır.

İspanyol Herman Cortes ve ekibi  Meksika’yı işgal ettikleri 1519 yılında, Azteklerin sarı renkli bir madene ilgi gösterdiklerini görerek anlam verememişlerdi. Bu parlak ve yumuşak olan sarı metal neden bu kadar önemliydi?

Yeni Dünya olarak nitelenen Amerika Kıtası’ndaki zenginliklerin İspanya’ya akışı, para arzını yani likiditeyi artırdı. Fransa’da 16. yüzyılda tahıl fiyatlarının 8 kat, İspanya’da ise gıda fiyatlarının aynı sürede 5 kat arttığı görüldü.
Gelir dağılımı ve ekonominin geneli üzerinde olumsuz etkilere yol açtı. Yeni kıtanın zenginliklerinin Avrupa’ya akması, bu eski kıtanın fakirleşmesine de yol açtı.   Bunun nedeni ise, sürekli Amerika’dan elde edilen gelirlere alışan Avrupalıların gitgide üretimden uzaklaşıp hazır yer duruma gelmeleriydi.  Her hazır yiyenin sonu gibi onların da sonu büyük bir ekonomik krizle enflasyonla fakirliğe dönüştü.
Dünya tarihinde görülen ilk yoğun enflasyon artışını doğal olarak zamanının iktisatçıları anlamakta zorluk çektiler.
İskandinav iktisatçılardan bazıları, fiyat artışlarının İspanya’dan kaynaklandığını saptadılar ancak gerçeği görmek uzun zaman aldı.

XIV. ve XV. Yüzyıllarda Avrupalılar Asya’da kullanılan parayı keşfedince, satabilecekleri bu değerle mal ve hizmet fiyatlarını belirlemeye başladılar. Bu çalışmalar soncunda insanlık parayı aktif kullanır oldu.

Osmanlılar (1299-1914) adına ilk gümüş akçenin 1326 yılında Orhan Bey tarafından darp ettirildiği saptandı. Osmanlı Devleti’nde metal paranın kullanılmakta olduğu yükselme döneminin sonlarında (1585) tağşiş adı altında ilk enflasyonun başladığı görüldü. Duraklama ve gerileme dönemleri boyunca Osmanlı’da enflasyon devam etti.

 Osmanlı’daki en büyük enflasyon 1593′te oldu ve 1 akçedeki gümüş miktarı yarıya indirildi. Fakat maaşlar, aynı akçe sayısıyla ödenmeye devam etti. Devletten maaş alanlar, kazandıklarının yarısını kaybetmiş oldular.  1593, Osmanlı Devleti’nin zirveye tırmanışının sona erdiği, zirveden inmeye başladığı yıl oldu.

XIX. Yüzyılın ikinci yarısında, bir yandan dış borçlanma başladı ve bir yandan da kaime adı altında kâğıt para piyasaya sürüldü.  Sonraki yıllarda arada düzelmeler olsada genellikle gerileme sürerek büyük toprak ve para kayıpları ile yıkıldığımız 1914 Birinci Dünya Savaşında son bulduk.   Çok şükür ki Atatürkümüz ve aziz milletimizin özgür ulus duyguları ile Türkiye Cumhuriyeti’mizi kurduk.

XX.Yüzyılda üstüste yaşanan ekonomik buhranlar ve dünya savaşları birçok ülkede büyük enflasyonlara neden oldu.  1914-20 arasındaki savaş ve İspanyol gribi gibi etkilerle Dünya ekonomisi altüst oldu. 1929’da tekrarlayan Dünya Ekonomik buhranından sonra uluslararası para sistemleri devreye girdi.            İkinci Dünya Savaşı sonrasında da bozulan ekonomiye düzen getirmek görüntüsü ile IMF çalışmaya başladı. Karmaşık uluslararası para ilişkileriyle birlikte enflasyonun tüm yüz yıl boyunca devam ettiği dikkati çekiyor.

Şimdi Amerika da Avrupalıların geçmişte yaşadığına benzer durumda her ülkeden enerji gelirleri elde ettiği yetmeyip karşılıksız dolar basıyor. Günümüzde siyasi ve sosyal çıkışlarıyla toplumları geren bir politika izleyen ABD yönetimlerinin asıl nedeni çökmüş bir ekonomilerinin olmasıdır.

Yanlış duymadınız; büyük krizler atlatıp hala ayakta kalan Amerikan ekonomisi karşılıksız para basmasına, tüm Dünya ülkelerinden savaş veya başka yöntemlerle gelirler kazanmasına rağmen; hazıra dağ dayanmayacağını tekrar kanıtlayarak batmıştır.

Son çırpınışları ile de tüm Dünya insanlarına zarar vermektedir.

Çözüm ise; halk yönetimini sağlayacak Barışçı İnsancıl Sistem, Dünya Ekonomik Üst Kurulu kararları ile adil paylaşım, Dünya Lirası ile ekonomik adaletsizliklerin engellenerek tüm ülkelere sağlanan gelir adaleti, Dünya Devleti’ymiş gibi çalışacak Dünya Ulus Devletler Birliği’dir…

Saygılarımla,

Fatih Söyleyici

Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum ekleyin

© Copyright 2021,